Tüyap İstanbul Boat Show

iki gündür oradayım, işe gitmek zorunda olmasam bir kaç günümü daha orada geçirmek isterdim. iki gün içerisinde iki söyleşiye katıldım, Türkiye’de ve dünyada yelkencilik, denizcilik adına değerli işler yapmış insanlarla tanışma fırsatı buldum, bir sürü kitap aldım ve en sonunda epey bilgilenirken bir kez daha hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. ama bilgiden daha önemlisi hayal etmenin ve bu hayalin peşinden gitmenin önemini, değerini tekrar gördüm. bunu zaten biliyordum, emindim ama daha çok emin oldum inancımdan.

Tolga Pamir neredeyse ilk duyduğunuzda imkansız denebilecek bir maceraya sadece inancıyla başlamış ve başarmış bir isim. en önce kendine ve hayaline güvenerek yola çıkmış, kısaca bahsettiğinde bile karşılaştığı zorlukların şiddetini anlayabiliyorsunuz. hazırlık sürecinde bile onu vazgeçirecek bir çok engelin üstesinden nasıl bir sabır ve çabayla  geldiğini tahmin edebiliyorum. söyleşide dediği gibi yarışa katılabilmesi, diğer teknelerin arasında yer alabilmesi bile çok anlamlı, kendisine buradan saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. yarış esnasında tek başına okyanusta geçirdiği günler de apayrı bir yazının konusu, hatta bir kitabın ama benim ilgimi daha çok o upuzun hazırlık süreci çekti. İstanbul’daki yerleşik ve güvenli hayatını bir hayali gerçekleştirebilmek için terk edip çetin bir yola tek başına baş koyması benim açımdan başarısını daha da özel ve değerli kılıyor. yeni başarılarını takip ediyor olacağım.

Özkan Gülkaynak da yelkencilik denildiğinde Türkiye’de özel bir yere sahip isimlerden birisi. anılarını, deneyimlerini dinleme fırsatı bulduğum için çok mutluyum. hayal kurmayı beceremeyenler hayatın acı gerçekleriyle didişmek zorunda daima dedi söyleşinin bir yerinde, katılıyorum sana Özkan. ve hep inandığım bir konuya daha değindi, denizcilerin mütevazi, iyi kalpli, duygusal, ahlaklı insanlar olduklarına. sana katılıyorum, en azından hepsi öyle olmasa bile öyle olmaları gerekiyor.

aslında bu fuar, denizcilik, yelken üzerine daha anlamlı ve derinlemesine bir yazı yazacaktım ama şarap içmeye başlamıştım akşam yemeğinde ve sevgili şarabımın etkisiyle zihnim biraz uyuştu, devam etmem zorlaştı. o yüzden sonra görüşüz tatlım.

Bugünün anısına öylesine

uyandım, duş aldım, otelin restaurantına indim, aslında özellikle birisinden hiç hoşlanmadığım iki iş arkadaşımın yanına oturdum, sessizce onlarla kahvaltı yaptım, sonra onlar kalktı, ben yalnız kaldım, toplantı salonuna gittim, saaatlerce toplantı yaptık, akşam 5 gibi nihayet bitti, arada patronum başka bir kötü niyetli iş arkadaşımın asılsız şikayetleri nedeniyle bana fırça attı, ama kendimi savundum, sonra toplantılar bitti, eve döndüm. eve döndüm, evime ve anlamaya, hissetmeye çalıştım.

içimden hiçbir şey çıkmadı, hissedemedim. hislerim çok karmaşıktı aslında, ne hissettiğimi anlayamadım. sadece durmuşum. kalbim, beynim ve bedenim durmuş.

bu da böyle saçma bir yazı oldu ama az da olsa yazdım ve anlattım işte. bu bile önemli şu an.

kızgın, üzgün ya da can sıkıntısı dolu değilim. sadece duruyorum. kalbim nedense deli gibi çarpıyor ama ben duruyorum. içimdeki en baskın duyguyu anlamaya çalışıyorum.

anladığımda onu alıp sarıp sarmalayıp seveceğim. ne çıkarsa çıksın.

nefes almak istiyorum.

neden herkes en iyi olmak istiyor? oysa hiç kimse en iyinin yakınından bile geçmiyor.

herkes sadece bir hareket aslında.

ben de harekete katılmak ve nefes almak istiyorum.

Hayat çok güzel!!!!

 Ben kendime hiçbir zaman yetmedim ve yetmeyeceğim, biliyorum.

Şarkı söylemek, roman yazmak, çocuk sahibi olmak, müzik aleti çalıp resim yapmak, bir kaç dil daha öğrenmek, her gün yüzlerce kitap okumak, film izlemek ve arkadaşlarımla saatlerce sohbet edip güneşin doğuşuna, yükselişine, batışına tanıklık etmek diğer yandan tüm sorumluluklarımı en iyi şekilde yerine getirmek ve sevdiklerim için daima hazır olmak, güzel giyinmek, güzel kokmak ve hep sevip sevilmek istiyorum.

Öte yandan sokağa çıkıp tüm haksızlıklar, savaşlar, yoksulluk, adaletsizlik ve eşitsizlikler için avaz avaz bağırmak, dünyayı bu hale getiren herkese meydan okumak, daha fazla para kazanmak için serbest piyasa ekonomisi adı altında her saniye kan akıtılan vahşi sivil savaşa dur demek de istiyorum.

Bu iki durumu birbiriyle uyumlu hale getirmem lazım, yoksa değil bu yukarıda yazdıklarımın hepsini, tek bir tanesini bile yapamayan, adım  atamayan, ruhu yolunu kaybetmiş bir bedene dönüşürüm.

Ama hayat çok güzel ve ben bu hayatı yaşamak istiyorum.

Sadece kendimin değil, herkesin bu hayatı dolu dolu yaşamasını, yaşatmasını istiyorum.

Canlı olmak, bunu hissedebilmek ve farkedebilmek çok güzel.

Bir hayatım daha olsaydı, mesela mavi gözlü bir bebeğin bakışlarının duruluğunda bir denizin yanında yaşamak isterdim, tüm sevdiklerim ve sevme ihtimalim olan tüm diğer insanlarla. Ya da sevmesem bile şu an, dün, herhangi bir an birşeyler yapma derdinde olan herkesle.

Hareket etmek çok güzel.

Hareket ettikçe daha fazla hareket edebileceğin daha çok alanının olduğunu keşfetmek de ayrıca  güzel.

Cesaretin korkusuzluk olmadığını öğrendim, cesaret risk alabilmekmiş.

Bu riski göze alıyorum artık, hayatı seçiyorum.

Tüm korkularıma rağmen.

Yapmak istediklerim arasında da uçurum yokmuş aslında, hepsini yapabilirmişim. Kendimi ifade etmeye başladığım ve ilk hareketi yaptığım zaman. Tek tek tepkiler, sözler, adımlar, insanlar ve yollar, riski göze aldığında zaten seni mutlaka hayatın içine, hayallerine ulaştırıyor. Hayatı seçmek, tüm mesele bu gibi, seçimimi yaptım, adımımı attım. Gerisi gelecektir, annem hep öyle der….

İnsanlık Manifestom

1) Daima samimi, açık yürekli ve dürüst olacağım.

2) Sonucu beni zor durumda bırakacak olsa bile doğru olduğuna inandığım gibi davranacağım, konuşacağım.

3) Cesur olacağım, iyilerin mutlaka kazanacağına dair inancımı hep koruyacağım.

4) Önyargısız ve anlayışlı olacağım ama bunun beni pasifleştirmesine izin vermeyeceğim. Gerektiğinde, adaletsizlikle karşılaştığımda tüm gücümle buna karşı çıkacağım.

5) Her bir insanın çok değerli, özgün ve biricik olduğunu hiç unutmayacağım.

6) Kendi değerimin farkında olacağım ama evrendeki milyonlarca canlıyla birlikte yaşadığım ve doğanın küçük bir parçası olduğum gerçeğini hep hatırlayacağım, doğaya, tüm canlılara karşı saygılı olacağım.

7) Benim de bu dünyada fark yaratacak, birilerinin hayatına katkıda bulunacak işler yapabileceğime inanacağım ve yapabileceğimin en iyisi için durmadan çalışacağım, çalışkan olacağım.

8) Sanata ve bilime daima çok önem vereceğim.

9) Evrendeki güzellikleri fark edeceğim ve bu güzellikleri herkesle paylaşacağım.

10) Mutlaka düzenli olarak kitap okuyarak, sanat, bilim ve siyasetteki gelişmeleri takip ederek kendimi hep geliştireceğim. Hayatın anlamlı bir parçası olacağım ve kendimi güzel, değerli üretimlere adayacağım.

Hello world!

Welcome to WordPress.com. After you read this, you should delete and write your own post, with a new title above. Or hit Add New on the left (of the admin dashboard) to start a fresh post.

Here are some suggestions for your first post.

  1. You can find new ideas for what to blog about by reading the Daily Post.
  2. Add PressThis to your browser. It creates a new blog post for you about any interesting  page you read on the web.
  3. Make some changes to this page, and then hit preview on the right. You can alway preview any post or edit you before you share it to the world.