uyandım, duş aldım, otelin restaurantına indim, aslında özellikle birisinden hiç hoşlanmadığım iki iş arkadaşımın yanına oturdum, sessizce onlarla kahvaltı yaptım, sonra onlar kalktı, ben yalnız kaldım, toplantı salonuna gittim, saaatlerce toplantı yaptık, akşam 5 gibi nihayet bitti, arada patronum başka bir kötü niyetli iş arkadaşımın asılsız şikayetleri nedeniyle bana fırça attı, ama kendimi savundum, sonra toplantılar bitti, eve döndüm. eve döndüm, evime ve anlamaya, hissetmeye çalıştım.

içimden hiçbir şey çıkmadı, hissedemedim. hislerim çok karmaşıktı aslında, ne hissettiğimi anlayamadım. sadece durmuşum. kalbim, beynim ve bedenim durmuş.

bu da böyle saçma bir yazı oldu ama az da olsa yazdım ve anlattım işte. bu bile önemli şu an.

kızgın, üzgün ya da can sıkıntısı dolu değilim. sadece duruyorum. kalbim nedense deli gibi çarpıyor ama ben duruyorum. içimdeki en baskın duyguyu anlamaya çalışıyorum.

anladığımda onu alıp sarıp sarmalayıp seveceğim. ne çıkarsa çıksın.

nefes almak istiyorum.

neden herkes en iyi olmak istiyor? oysa hiç kimse en iyinin yakınından bile geçmiyor.

herkes sadece bir hareket aslında.

ben de harekete katılmak ve nefes almak istiyorum.

Reklamlar